top of page

Buzlu Kahve




Kavurucu yaz sıcaklarının başladığı bir temmuz gününü seçmiştim. Çok sakin bir şekilde saat 07:30 civarı güne başladım. 4 saat kadar uyumuştum hem de derin ve huzurlu bir uyku çekmiştim. Keyfim yerinde bir şekilde kahve yapmaya koyuldum. Planımı aklımdan akıtmaya başladım; kahve filtresini kutusundan çıkardım, onu eve davet etmiştim ve o da 17:30 gibi bende olacağını söylemişti. Verandada buzlu soğuk kahve içerek gün batımını izleyecektik. Bu ret edilmesi çok zor bir teklifti. Kuzey Ege’de bir yazlık ev verandasından alabildiğine görünen körfez ve günün en şahane batımlarının ardı ardına yaşandığı yaz ayları. Gün batımında oluşan kızıl renkler gözümün önünden geçerken yüzümde oluşan tebessüm… Denizin iyot kokusu burnuma gelirken, kahve kutusunu açtım ve iyot yerini taze çekilmiş Colombia kahvesi kokusuna bıraktı. Dilimde bir melodi olduğunu algıladım.

“aynada kendini görmelisin,

ah sen cinayet sebebisin,

neden tevazu gösteresin

ah sen ihanet sebebisin…”

Mırıl mırıl bu şarkıyı mırıldanırken, kahve makinasına su doldurmaya başladım. Saat 17: 45 gibi gelir. Dakiktir ama bu yaz günü gevşer disiplini muhtemelen. 15 dakika sarkar. Bu yaz günü dondurma alarak gelerek kesin. Eli boş gelinmez. Çiçek ya da çikolata çok resmi olur. Ben de nefret ederim hem çikolatadan hem çiçeklerin aranjman edilmesinden… Muhakkak dondurma alacaktır. Benim dondurmadan en az çikolatadan nefret ettiğim kadar nefret ettiğimi bildiği halde… Kendimi tutamayıp bir kahkaha atıyorum; kahve makinasının düğmesine basarken.

-        Çikolatalı dondurma alır kesin…

Kahve makinası buhar gürültüsü çıkararak çalışırken mutfak mis gibi kahve kokmaya başlıyor. Sütlü bol buzlu soğuk kahve ikram edeceğim gelir gelmez. Ama masayı o gelmeden hazırlarım. Şaka maka bu yemek için özel iki kişilik bir porselen yemek yakımı aldım. Ekru rengi gümüş hareleri olan yuvarlak oldukça klasik görünümlü ama çok şık. Beş çeşit meze yapacağım, haydari, patlıcan ezme, atom, girit ezmesi ve humus. En sevdiklerim ama onun pek sevemedikleri… dondurmanın intikamı bu oldu sanırım diye içimden geçirip gülüyorum. Kahve makinasının alarmı andıran hazır sesi ile bölünüyor zihnim. Kahvemi fincanıma ağır ağır doldururken kahvenin nasıl bu kadar güzel koktuğu ve her aşamada nasıl başka bir aroma salgıladığına kayıyor zihnim. Çiğken, pişerken ve olurken. Kahvemden ilk yudumumu alırken tekrar toparlıyorum zihnimi. Hazırlanmış şık masayı görünce iyice keyiflenecek, kendini çok değerli hissedecek ve var olan tüm gardlarını düşürecek.

Buzlu kahveye koymak üzere aldığım fındık şurubuna gözüm takılıyor. Üzerini okuyorum yüksek sesle “%97 oranında gerçek fındık içerir. Birkaç damla eklemeniz yoğun aromatik tadı hemen içeceğinize verecektir. “ Akşam için buz kütleleri hazırlayayım bari 10 saatte donar. Buz kalıbını fındık şurubu ile doldurup buzluğa yerleştirirken aklıma onun korkunç fındık alerjisi geliyor. Hay Allah nasıl büyük talihsizlik. Buraya ambulans da giremiyor… En yakın arkadaşımı nasıl kurtaracağım? Tiz bir kahkaha daha… 30 yıllık en yakın arkadaşım dünyada hiçbir erkek kalmamış gibi gözümün içine baka baka 3 yıldır kocamla yatıyormuş. Ve ben saf salak hala duruma uyanamamışım. Saat 08:15. Denize gidiyim ya zaman daha hızlı geçer…

                                                                                                                                     Melis Yılmaz 23.11.2021

    

3 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page